Bir Küçük Bank Hikâyesi (b)

15.07.2017 12:06

Koray Bağdatlı

Δείτε περισσότερα στο: http://www.paratiritis-news.gr/

Ayhan tam uçağa bineceği sırada babası aradı.
- Oğlum, niye sattın koskoca arsayı bana sormadan. O bizim en değerli mirasımızdı. Şimdi hangi parayla yapacaksın yüksek lisansını?
- Açıklayamayacağım bir ihtiyacım vardı baba, nolur üstüme gelme.
- Üstüne gelmiyorum lan eşek sıpası, nedenini soruyorum. Nereye harcayacaksın o kadar parayı. Zaten bir şekilde çalışıp geçinmeye çalışıyoruz. Yarın öbürgün dara düşsek ne yapacağız? Hiç mi düşünmüyorsun bunları, nereye çarçur ediyorsun bu paraları?
- Bunları daha sonra konuşalım baba, lütfen. Birazdan uçağa bineceğim.
- Hadi öyle olsun bakalım. Artık eğitim masraflarını kendin karşılarsın.
- Karşılarım baba, merak etme. Hadi görüşmek üzere.
Konuşma bitti ve Ayhan yavaş adımlarla uçağa doğru ilerledi.
***
Saat yedi. Mekan, Necla ile Semih’in her zaman buluştuğu küçük ve sevimli kafe. Ortam gayet sakin, hafiften müzik çalıyor.  Semih az önce yaşananların şaşkınlığını atlatamamış bir ruhiyet içinde Necla’yı bekliyor. Bir yandan evlenme teklifi edeceğinin heyecanı, bir yandan babasının iyileşme ihtimalinin doğması onu hiç aşina olmadığı duyguların içine sürüklüyor. Tüm bunların ekseninde Ayhan’a duyduğu sevgi ve hayranlık kat kat artıyor. Aynı zamanda mahçubiyet de. Aklından sigara yakmak geçiyor da, birazdan Necla gelecek, görürse çok kızar maazallah.
 
“Ulan bir de kendime şanssız diyordum, bunca kötü insan içerisinde böyle iyi insanlarla karşılaştıkça kendime haksızlık etmişim” dediği sırada, o muhteşem edası ve izlenilmeye doyulmayacak masmavi gözleriyle Necla giriyor içeriye. Semih’in heyecanı bir kat daha artıyor. Necla, gayet hanımefendi bir tavırla oturuyor masaya. Ve söylediği ilk cümle cesaretlendiriyor Semih’i:
 
- Özledim seni.
- Ben de seni Necla. Ben de seni.
- Biraz tedirgin görünüyorsun, bir şeyler mi var, yoksa babana bir şey mi oldu?
- Yok, yok her şey yolunda. Hatta inanamayacağın kadar yolunda.
- Neden, ne oldu ki?
- Babam ameliyat olacak Necla, iyi olma ihtimali hayli yüksekmiş. Elime bir meblağ geçti ve artık ona yardım edebileceğim.
- Çok sevindim Semih. Peki nasıl oldu bu?
- Boşver, başka zaman açıklayacağım.
- Tamam sen bilirsin, ama seni mutlu görmek beni sevindiriyor. İyi ki varsın.
- Sen de Necla’m. Sen de iyi ki varsın. Ama seninle konuşmam gereken başka önemli bir konu var.
- Meraklandırma beni Semih, söyle ne varsa.
Semih cesaretini toparlamakta zorlansa da, deliler gibi çarpan kalbine aldırış etmeden başlıyor konuşmaya:
- Bak Necla, benim mizacımı bilirsin, ben böyle şeyleri pek beceremem. Pek romantik biri olduğum da söylenemez, ama en azından seni ne kadar çok sevdiğimi bildiğini umuyorum. Eee, şey, uzun lafın kısası…
Elini cebine atıyor ve yüzük kutusunu arıyor. Bu esnada bir şeyler sezmiş olacak ki Necla’nın da kalbi Semih’inkiyle aynı ritimde atıyor.
- Necla, bak şimdi, nasıl söylesem… Ben dertli bir adamım, belki biraz zor bir adamım, basit bir adamım, ama seni çok seviyorum.
Parkinson hastalığına tutulmuşçasına titreyen elleriyle çıkarıyor yüzüğü ve aniden soruyor:
- Benimle evlenir misin Necla? Acısıyla, tatlısıyla benimle hayatını birleştirir misin?
Boğazı düğümleniyor. İşte dilinin tutulduğu bir an daha.
Şaşkınlığını ve mutluluğunu gizleyemeyen Necla, kocaman hale gelen masmavi gözleriyle cevap vermeye çalışıyor, ama sanki onun da dili tutulmuş. İçindeki sevinç kelimelerle tarif edilecek cinsten değil. “Bu günleri bize yaşatan Rabbime şükürler olsun.” diye geçiriyor aklından. Cevabı belli belli olmasına da konuşmakta zorlanıyor.
Semih “Aklımı kaybetmeden bir şu evet kelimesini duysam.” diye geçiriyor içiden. Zangır zangır titreyen bütün vücudu onun bütün tedirginliğini ele veriyor.
İşte bu küçük hikayeye son noktayı kafede çalan bir Sezen Aksu parçası koyuyor:
“Olmaz olsun cüzdanımda milyonlar
Kalbimde sevgin oldukça
Zenginlik, mal, mülk, para neye yarar
Yanımda sen olmayınca

Bazen neşe, bazen keder
Hayat böyle geçip gider
Tatlı günler, acı günler
Bir yastıkta hep beraber

Altın, gümüş, pırlanta
Zümrüt, sedef, yakutla
Kim mutlu olmuş dünyada
Bir tek içten gülüş
Bir tatlı söz, bir öpüş
Sevdalı bir tek bakış yeter bana…”
 

 

ΓΝΩΜΕΣ

DUTH CORNER

Magazine