Mevcut “azınlık politikası” iflâs etti!

13.10.2017 12:36

Mustafa Çolak / Barikat Online

Δείτε περισσότερα στο: http://www.paratiritis-news.gr/

İskeçe Türk Birliği (İTB) başta olmak üzere, adında “Türk” kelimesi geçen derneklerin tanınmasının önünü açacak olan yasa tasarısı, derin devletin müdahalesiyle “şekil değiştirerek” meclisten geçti ve böylece, adında “Türk” kelimesi olan derneklerin resmîleşmesi tabir caizse “hayâl” oldu.
Özellikle azınlık insanına büyük umutlar vaadederek iktidara gelmiş olan ve sol olduğunu iddia eden SYRİZA partisinin iktidarında böyle bir tasarının geçmiş olması, azınlık insanını daha da derinden hayâl kırıklığına uğrattı.
*
Bu olayın en büyük mağlûbu, politik olarak, hiç kuşkusuz, SYRİZA iktidarında İTB tabelâsını asmayı “müjdeleyen” İskeçe SYRİZA milletvekili Hüseyin Zeybek ile, GTGB tabelâsının asılacağını “müjdeleyen” Rodop SYRİZA milletvekili Ayhan Karayusuf oldu.
Sosyal medyada kendilerine bu kadar yüklenilmesi de bunu açıkça ortaya seriyor.
Bugüne kadar radikal karar ve eylemlerine pek alışık olmadığımız Mustafa Mustafa’dan değilse de, samîmiyetlerinden kuşku duymadığımız Ayhan Karayusuf ve Hüseyin Zeybek’ten bu olay sonrasında partilerinden istifa edip, bağımsız milletvekilleri olarak görevlerini sürdürmelerini beklerdim açıkçası.
*
Fakat bu işin –çok da önemli olmayan– politik boyutu.
Önemli olan nokta ise, olayın toplumsal yönü.
Bu yasa tasarısı sonrasında asıl mağlûp olan, azınlık toplumudur.
Azınlık insanının, belini kolay kolay toplayamayacağı şekilde, umudu örselenmiştir...
İnancı kırılmıştır...
*
Peki, bu “oyun”da kazanan yok mu?
Elbette var.
Yunan sağı ve aşırı sağı...
*
Ama bir grup da var ki, aynı anda hem kazanan, hem de kaybeden: Türk milliyetçileri!
Türk milliyetçilerinin “Başa kim gelirse gelsin, azınlık politikası değişmiyor”, “Hepsi aynı”, “Tek suçumuz Yunanistan’da Türk olmak” gibi saçma-sapan tezleri, bu olay sonrasında güçlenmiş ve destekçi kazanmıştır.
Ancak, aynı zamanda, Atina ve “diğer Yunanistan” ile irtibatı kopuk, Ankara ve Brüksel’den medet uman “azınlık politikası” anlayışları tamamıyla iflâs etmiştir.
Bu bakımdan, “iç tüketim”de kazanan olsalar da, genel anlamda feci bir mağlûbiyet almışlardır.
*
İşte zurnanın “zırt” dediği yer de burasıdır.
Azınlık olarak, politika değiştirmenin vakti gelmiş, hatta geçmektedir.
Güdümlü değil, bağımsız; “yukarıdan” değil “aşağıdan” hareketlerle, azınlık toplumu yeni bir örgütlenme modeline yönelmeli, azınlığın sorunlarını başta Atina olmak üzere tüm diğer Yunanistan’a duyurabilecek, anlatabilecek, onlarla ortak mücadele edebilecek, duyarlı ve demokratik hareketlerin kuruluşuna girişmelidir.
Yoksa “tasmalı” birkaç “hergele”nin oyununa gelip milliyetçilik dozunu yükseltmek, bize zarardan başka hiçbir şey getirmeyecektir.

ΓΝΩΜΕΣ

DUTH CORNER

Magazine