Nazilerin caza karşı savaşı

10.09.2019 08:31

Δείτε περισσότερα στο: http://www.paratiritis-news.gr/

Cazdan bahsedilince akla neredeyse otomatik olarak Amerika gelir. Doğru, Amerika toprakları cazın doğduğu topraklardır, ancak cazın beyazlar arasında popüler olmaya başlamasıyla beraber müzik endüstrisinin göbeğine oturması cazın sınırlar aşmasını ve Avrupa’da da son derece popüler bir müzik hâlini almasını tetiklemiştir.
 
Fransa’ya 1920’lerde giriş yapan caz, başta kısıtlı bir çevreye sesleniyordu. Fransa’ya cazı Birinci Dünya Savaşı’nda ülkeye gelen Afro-Amerikan askerler getirmişti. O yıllarda aslen Fransız rivierasında (Fransa’nın Akdeniz kıyıları), Almanya’da ve İngiltere’de popüler hâle gelmeye başlayan caz 1930’lu yıllarda önlenemez bir dalga hâlini aldı. Gençler, başta dönemin en popüler türü swing olmak üzere, cazı bir yaşam tarzı hâline getiriyor, kulüplerde bu müzikle dans ediyorlardı. Avrupa’da da yeni caz müzisyenleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Başta Amerikalı müzisyenleri taklit eden Avrupalı caz müzisyenleri bir süre sonra kendi özgün tarzlarını geliştirmeye ve Avrupa’daki çeşitli müzikal formlarla caz müziğini yeniden şekillendirmeye başladılar.
 
 
Almanya’da caz
 
Almanya’da caz müzisyenler tarafından ilk başlarda oldukça zorlanılan bir tür olarak ortaya çıktı. Klasik müziğin anavatanlarından biri olan Almanya’da müzisyenlerin caz formundaki doğaçlamalara adapte olması zaman aldı. İlk caz grupları 1920’li yıllarda doğmaya başladı; bunların yanı sıra Amerikalı müzisyenler de Almanya’da konserler veriyordu.
 
Saksafoncu ve klarnetçi Eric Borchard’ın Almanya’da cazın öncülerinden biri olduğu söylenebilir. 1926’da ise cazın Avrupa müziği ile buluşmasını sağlayan bir adım atıldı. Paul Whiteman ve orkestrası ile caz senfonik bir forma büründü. Yine aynı yıl Almanya’nın ilk caz kitabı Alfred Baresel tarafından basıldı. Ernst Krenek 1927 yılında yazdığı caz operası Jonny spielt auf (Jonny çalıyor) ile büyük başarı yakalarken, 1928’de Frankfurt’taki Hoch Konservatuarı’nda bir caz sınıfı açıldı. [1]
 
Hitler 1933 yılında Almanya Şansölyesi olarak iktidara geldiğinde caz rüzgârı ülke gençliğinin büyük bir kısmını etkisi altına almıştı.
 
 
“Yozlaşmış müzik”
 
Ari ırkın üstünlüğünü savunan ve en önemli temelini ırkçılıkta bulan Nazilerin siyahlar tarafından bulunmuş bir müziği kabul etmeleri beklenemezdi. Üstelik gençler kulüplerde swing müzik eşliğinde dans ediyor, “genel ahlaka” aykırı davranışlarda bulunuyordu.
 
Gestapo ilk günlerden itibaren bu kulüplerden raporlar vermeye başladı. Bir Gestapo ajanı raporunda caz kulüplerindeki dansları “karşı konulamaz bir swing düşkünlüğü” olarak niteliyordu. Hitler Gençliği’nin bir raporu ise şöyle söylüyordu: “Dans müziği tamamen İngiliz ve Amerikan. Sadece swing dansı ve jitterbug yapılıyor. Dansçılar dehşet verici bir manzara ortaya koyuyor. Hiçbir çift normal bir şekilde dans etmiyor. Bazen iki oğlan bir kızla dans ediyor. Orkestra rumba çaldığında, dansçılar vahşi bir coşkuya kapılıyor. Hepsi sahnede vahşi hayvanlar gibi jitterbug yapıyor.”
 
Propaganda Bakanı Joseph Goebbels caza karşı açtığı savaşı, siyahlar tarafından icat edilen ve Yahudi müzisyenler tarafından icra edilen bu müziği “yozlaşmış müzik” ilan edip Alman radyolarında çalınmasını yasaklatarak 1935 yılında bir üst noktaya taşıdı. Ülkede Amerika’dan gelen caz kayıtlarının çalınması yasadışı ilan edildi.
 
 
Swingjugend
 
Ancak tüm yasaklara rağmen Almanya’da özellikle üst-orta sınıf ailelerin çocukları olan gençler arasında caz ve özellikle de swing yaygınlaşmaya devam etti ve Swingjugend  (swing gençliği) ortaya çıktı.
 
Swingjugend gerçekte politik bir hareket değildi; Amerikan yaşam tarzına özenen, farklı giyinen, saç uzatan, özgür bir hayat sürmek isteyen ve Hitler Gençliği’nin parçası olmak istemeyen gençlerden oluşuyordu. Kulüplerde müziklerinin yasaklanması üzerine swingjugend pek çok yerde illegal kulüpler açtı. Hitler ve Goebbels’in baskıyı arttırması üzerine bu gençlik politize olmak zorunda kaldı. Çeşitli yerlerde duvarlara “Kahrolsun Hitler” sloganları bile yazıyorlar, yaşam tarzlarıyla Nazilerin topluma dayatmak istediği değerlere açıkça meydan okuyorlardı.
 
Karl Hintze isimli bir Nazi subayı 1941 yılında swingjugend’e daha ciddi bir ders vermek gerektiğine karar verdi. Hamburg’a atanan Hintze liderliğinde yapılan baskınla 300’den fazla swing genci tutuklandı. Önemli bir kısmı evlerine geri gönderilse de bir bölümü siyasî suçlu olarak toplama kamplarına veya cepheye sürüldü. Uzun saçlı olanların saçları kesildi. [2]
 
Bu baskınla swingjugend daha da politize oldu. Toplama kamplarında ve cephede zor koşullar altında doğaçlama caz yapan ve birbirleriyle dayanışan swing gençleri yaşam tarzlarına sahip çıkmayı sürdürdü. Üstelik kamplarda tutulan Yahudi müzisyenler de The Ghetto Swingers gibi gruplar kurarak müzik yapmayı sürdürdü. Bu müzisyenlerin çok azı kamplardan sağ çıkabildi. [3]
 
 
Nazilerin cazcısı Charlie
 
Bütün bunlar yaşanırken Goebbels, cazın popülerliğinden Nazi propagandası için yararlanabileceğini fark etti, çünkü bütün caz karşıtlığına rağmen Naziler arasında bile swing’e ilgi duyanlar ve gizli gizli dinleyenler vardı. Charlie ve Orkestrası isimli bir orkestra kuruldu. Charlie ismiyle tanıtılan Karl Schwedler grubun solistliğini üstlenirken, dönemin önemli saksafoncularından Lutz Templin Almanya’daki en iyi swing çalgıcılarını bir araya getirdi. Sözleri ise Propaganda Bakanlığı’ndan bir görevli yazıyordu. Charlie ve Orkestrası, İngilizlere, komünistlere, Yahudilere karşı sözleriyle Nazilerin caz içindeki sözcülüğünü üstlendi. Orkestra, Nazilerin savaşı kaybetmesiyle sona erdi.
 
 
Duvarları delen notalar
 
Tarihin pek çok döneminde gençler arasında yaygınlaşmaya başlayan yeni alt-kültürlere karşı iktidarlar muhafazakâr tepkiler vermiştir, ancak faşizm altında gençler ve müzisyenler çok daha ağır bedeller ödemek zorunda kaldı. Ama geriye, insanlık tarihine geçecek bir ders bıraktılar: Toplama kamplarında, hapishanelerde, gettolarda da olsa, notalar duvarları deliyordu ve dayanışma her zaman sürüyordu.
 
 
Can Irmak Özinanır / Altüst
 
 
[1] “Until 1945: Jazz in Germany”. www.goethe.de/en/kul/mus/gen/jaz/ruc/4932357.html
 
[2] Elif Dilek Salik, “Swingjugend: Gerçek Swing Çocukları”, www.swingistanbul.com/swingjugend-gercek-swing-cocuklari
 
[3] Christine Manby, “Coco Schumann: Jazz musician who defied Nazis and played his way through the horrors of the Holocaust”, www.independent.co.uk/news/obituaries/coco-schumann-jazz-musician-nazis-holocaust-second-world-war-theresienstadt-concentration-camp-a8198441.html
 

ΓΝΩΜΕΣ

DUTH CORNER

Magazine